Ulusal Geştalt Terapi Sempozyumu

Değerli katılımcılarımız,

1. Ulusal Geştalt Terapi Sempozyumu Geştalt Terapi Derneği tarafından 14-15 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenmektedir. Sempozyumun amacı; Geştalt terapi yaklaşımını tanıtmak, kuramsal ve terapötik temelleri konularında bilgiler sunmak, diğer terapi yaklaşımlarından olan farklılıklarını vurgulamak ve farklı tanı gruplarının terapisinde Geştalt yaklaşımının katkısını ortaya koyabilmektir. Bu amaçlar doğrultusunda sempozyumda Geştalt terapistleri tarafından sunulacak çeşitli panel ve konferansların yanı sıra farklı terapi yaklaşımlarının temsilcilerinin yer aldığı bir panel ve Geştalt yaklaşımının özellikle üstünde durduğu beden çalışmaları ile ilgili çalışma grubu da yer almaktadır.

Konuya ilgi duyan herkesi, psikiyatri-psikoloji alanında çalışan tüm ruh sağlığı profesyonellerini, okullarda çalışan uzmanları ve Geltalt’ın dünyasını tanımak isteyen öğrencileri aramızda görmek ve tanımak istiyoruz. Sizleri, katılımlarınızla zenginleşecek sempozyumumuza bekliyoruz.

Saygılarımızla

Prof. Dr. Ceylan Daş
Geştalt Terapi Derneği Başkanı

 

I. Ulusal Geştalt Terapi Sempozyumu Programı

 

 

Amaç: Geştalt yaklaşımının diğer yaklaşımlardan ayrılan güçlü yanlarını vurgulayarak, sahada çalışanlara tanıtmak.

1. Gün – 14 Mayıs Cumartesi

10:00 – 10:30 | Açılış Konuşması – Prof. Dr. Ceylan DAŞ

10:45 – 12:30 | 1. Oturum – Giriş : Geştalt Terapi Yaklaşımı

Panel Başkanı : Uzman Psikolog Canan Aktaş

Geştalt’in Temeli: Uzman Psikolojik Danışman – Psikoterapist Bahar Öncelsoy

1940’lı yıllarda Fritz Perls, Laura Perls ve Paul Goodman tarafından geliştirilmeye başlanan Geştalt terapi yaklaşımı pek çok farklı terapi yaklaşımını, kuramı ve bakış açısını kendi içinde bütünleştirmiştir. Geştalt terapisinin temelinde yer alan psikoterapi yaklaşımlarının başında psikanaliz gelmektedir. Her ne kadar Geştalt terapisinin kurucuları psikanalitik yaklaşımın bazı noktalarını eleştirmiş olsalar da, Geştalt yaklaşımının gelişiminde psikanalizin önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Geştalt terapi yaklaşımının temelinde yer alan diğer önemli bakış açıları arasında varoluşçu, fenomenolojik ve bütüncül bakış açıları yer almaktadır. Bunların yanı sıra, Geştalt psikologları tarafından yürütülmüş olan algı çalışmaları, alan kuramı ve Psikodrama da Geştalt yaklaşımının gelişimine katkı yapan unsurlar arasındadır. Şimdi-burada, birey ile çevresi arasındaki ilişkiye odaklanan kişilerarası bakış açısı ile Budizm gibi Doğu manevi disiplinleri ve dans, yoga, sanat gibi yaratıcı aktiviteler de Geştalt Terapisinin gelişim sürecine dâhil olmuştur. Bu çalışmada, Geştalt terapi yaklaşımının gelişiminde etkili olan bu alanların tanımlanması amaçlanmıştır. Ayrıca, sözü geçen her bir alanın Geştalt yaklaşımının kuramsal bütünlüğü içindeki yeri ve öneminin açıklanmasına yer verilmiştir.

Diyalog ilişkisi: Psikolojik Danışman Yılmaz Erdal

Geştalt Terapi Çalışmalarında Tekniklerin Kullanımı : Uzman Psikolog Canan Aktaş

Geştalt terapisi sözel ya da sözel olmayan, yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış, bireysel ya da grupla uygulanabilen geniş teknik spektrumuna sahiptir. Bu tekniklerin kimi sadece geştalt terapisine özgün olmamakla birlikte kullanım biçimi ve amacı bakımından diğer terapi ekollerinden radikal biçimde ayrılmaktadır. Geştalt terapisi birbirleri ile bağıntılı teknikler bütünü değildir. Teknikler kişinin yaşadığı durum olay ya da duyguları şimdi ve burada deneyimlemesine olanak sağlayarak; kişinin kendisini nasıl hissettiğinin farkına varılması yolu ile içindeki zıtlıkları birleştirmesi, geçmişte kendisi için önemli olmuş ve etkileri devam eden yaşantılarını tamamlaması, kendini kabul eden   ve mevcut potansiyelini kullanan   bir başka değişle bütünleşme ve büyümeye yönelen bir kişi olmasına yardımcı olmak amacı ile kullanılmaktadır.

Farkındalık ve büyüme süreci temel teknik olan diyaloğun içinde şekillenir. Geştalt yaklaşımında diyalog ben ile ben olmayan arasında yaşanan sıcak kabul edici, terapistin yargılardan uzak kendini ortaya koyabildiği, terapistin gözlemleri duyguları kişisel yaşantıları ile bir bütün olarak sürece dahil olduğu, danışanın dünyasına samimi merakı içeren bir ilişki biçimdir.   Geştalt yaklaşımında kullanılan tüm teknikler sözü edilen diyaloğun zemininde kullanılır. Bu çalışmada Geştalt terapi yaklaşımı kapsamında dil, beden, hayalleme boş sandalye ve rüya çalışmaları ve tekniklerinden tekniklerinden söz edilecektir.

Geştalt yaklaşımında kişinin fenomenolojisine dil ile ulaşılır ve kullanılan dil sadece düşüncenin yansıtıcısı değil düşünceye kendisini kabul ettirendir. Danışanın geçmişte olan bir olayı şimdi ve burada deneyimlemesi için, şimdiki zaman eki ile aktarması, kendisine sorduğu soruları bir yargı ifadesine dönüştürmesi, kendisi ya da diğerleri için kullandığı sıfatları fiile çevirmesi gibi yollar ile ihtiyaçlarının farkına varması ve yaşamındaki seçimlerinin sorumluluğunu alması amaçlanmaktadır.

Geştalt terapisi yaklaşımı kişinin bedeni düşünceleri ve duyguları ile bir bütün olduğu kabulünden hareketle beden diline verdiği önemle diğer terapi ekollerinden ayrılmaktadır. Geştalt beden çalışmalarında, kişinin bedeninin , bedensel tepkilerinin, rahatsızlıklarının, beden yapısı ve duruş şeklinin farkına varması, bunların kendisi için taşıdığı anlamlarının bulması yolu ile beden zihin ve duygu bütünlüğünün sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşabilmek için danışanın bedensel tepkileri abartma, tersini yaptırma diyalog oluşturma gibi kimi teknikler kullanılarak kişinin farkındalığının arttırılması ve bütünleşmesinin sağlanmasıdır.

Geştalt yaklaşımında hayalleme kişinin gözleri kapalı bir biçimde kendisi ile temas etmesini sağlayarak farkındalığını geliştirmek amacı ile kullanılan bir tekniktir. Olumsuz anılar, olmasından korkulan durumlar, kişinin duyumlarına ve ihtiyaçlarına odaklanmasını sağlamak gibi pek çok amaçla kullanılabilir. Hayalleme belli bir amaçla dizayn edilmiş, terapistin aktif katılımını gerektiren tek başına kullanılmaktan ziyade diğer tekniklere yol gösterici özellikte olan, kişinin fenomonolojisine bir giriş kapısı olarak nitelenebilecek bir tekniktir.

Geştalt rüya çalışmaları, kişiliğin reddedilen taraflarının fark edilerek kişilik içinde bütünleştirilmesi; ihtiyaçlarının fark edilerek bu ihtiyaçlara ulaşmak ile ilgili çalışmaların başlatılmasına zemin hazırlanması; kişinin çevresi ile iletişiminde kullandığı sabit yolların fark edilmesi yolu ile daha işlevsel yollar bulunabilmesi amaçları ile yapılmaktadır. Rüya çalışmaları içerisinde rüyanın şimdi ve burada deneyimlenmesinin sağlanması amacı ile hayalleme, canlandırma, çift sandalye gibi farklı tekniklerden yararlanılabilmektedir.

Boş sandalye tekniği geştalt terapisinde en iyi bilinen ve yaygın kullanılan tekniğidir. Kişinin değişmek isteyen tarafı ile değişmek istemeyen taraflarının ihtiyaçlarının anlaşılarak bütünleştirilmesinde; bir ihtiyacın karşılanmaması ile başlayan kişide öfke üzüntü utanç gibi duyguların yaşanmasına neden olan ve   etkileri devam eden geçmişteki olayların yaşattığı duyguların ifade edilmesi ve altta yatan ihtiyaçların fark edilmesinde yoğun olarak kullanılmaktadır.

Geştalt yaklaşımında kullanılan tüm teknikler kişinin farkındalığını arttırmak bütünleşme ve gelişmesine katkı sağlamak amacı ile kullanılan, terapistin yaratıcılığı ile şekillenen, bilinmeyene yolculukta varoluşsal bir etkileşime yol gösteren araçlardır.

Geştalt Tanı Haritaları: Uzman Psikolog Esin Ergin

Tab content goes here…

12:30 – 14:00 | Yemek Molası

14:00 – 15:00 | 2. Oturum – Neyin Peşindeyiz? : Geştalt Yaklaşımı’nda “İhtiyaçlar”

Panel Başkanı: Uzman Psikolog Pınar Şakiroğlu

İhtiyacımı Fark Etmek ve Karşıla(ma)mak: Uzman Psikolog Pınar Haksal Atabay

Geştalt yaklaşımına göre kişinin rahat ve mutlu bir yaşam sürebilmesinin temelinde ihtiyaçların karşılanması yer almaktadır. İnsanlar doğdukları andan itibaren ihtiyaçlarını fark edebilme ve karşılamak için gerekli düzenlemeleri yapabilme gücüne sahiptirler. Bu çalışmada, ihtiyaçların duyumsanmasından karşılanmasına kadar geçen süreç, varoluşsal, fenomenolojik ve bütüncül bakışaçıları çerçevesinden ele alınmıştır. Bunun yanı sıra tüm insanların kendi ihtiyaçlarını fark etme ve karşılamak için gerekli düzenlemeleri yapma potansiyeli varken ihtiyaçların ne gibi sebeplerle karşılanamadığına da değinilmektedir.

İhtiyaçlara Giden Yol: Duygu ve Beden : Prof. Dr. Ceylan Daş

Günlük yaşamımızda birçok ihtiyacımızı herhangi bir sorun yaşamadan karşılarız. Öte yandan karşılayamadığımız ve hatta belki de farkında olmadığımız birtakım ihtiyaçlarımız da bulunmaktadır. İşte bu ihtiyaçlara ulaşabilmenin yolu, Geştalt yaklaşımına göre, duyguları ve bedeni ele almaktan geçmektedir. Bu çalışmada Geştalt yaklaşımının diğer yaklaşımlardan farklı olarak ihtiyaçlara ve bu doğrultuda duygulara ve bedene nasıl vurgu yaptığına değinilmektedir.

15:15 – 16:45 | 3. Oturum – Büyüme Arzumuz ve Engellerimiz: Sabitleşmiş Geştalt, Yaratıcı Uyum ve Tamamlanmamış İşler

Panel Başkanı: Uzman Psikolog Amber Dalmaz Urfalı

Tamamlanmamış işler: Uzman Psikolog Tuğba Ayaz

Kişi sahip olduğu ihtiyaçları karşılamak için ihtiyaç döngüsü boyunca kolay ve spontan bir şekilde ilerleyemiyorsa burada tamamlanmamış bir iş söz konusudur. Tamamlanmamış geştalt kişi için çok fazla önemli olduğunda, kişinin tüm dikkati bu işi tamamlamaya yöneleceği için kişinin bu tamamlanmamış geştaltı geri planda tutması çok fazla enerji gerektirir. Kişi ne kadar çok fazla enerjisini tamamlanmamış işlerini görmezden gelmek için harcarsa, şu anki zamana o kadar az odaklanabilir. Ayrıca bu tamamlanmamış işler ne kadar güçlü ise, kişi bu işi saptırmak konusunda ne kadar başarılı olursa olsun tamamlanmamış işlerini tamamlamadan doyuma ulaşması mümkün değildir. Özellikle kişinin erken dönemde yaşadığı yaşantılar sonucu oluşan ihtiyaçlarını karşılaması daha zor olduğu için kişi ihtiyacını karşılanmadan onu yok saymaya çalışacaktır. Bu durumu tanımlamak için Geştalt yaklaşımında “sabitleşmiş geştalt” kavramı ortaya atılmıştır.

Büyüme(me)ye Giden Yol: Sabitleşmiş Geştalt: Uzman Psikolojik Danışman Seda Sevinç

Geştalt yaklaşımında iyi bir deneyimin ölçüsü, fondan çıkarak şekil halini alan ihtiyaçların karşılanarak düzenli ve tekrar eder şekilde fona geri gönderilmesidir (Clarkson 1991: 6). Nitekim Geştalt yaklaşımına göre psikolojik sağlık, şekil ve fon arasındaki bu ritmik ve spontan değişimin bir sonucudur. Benzer bakış açısından hareketle sağlıksızlık ise, bu ritmin ve spontanlığın bozulması ile ortaya çıkmaktadır. Nitekim pek çok ihtiyacını karşılamak adına kendini ve çevreyi ayarlayabilme potansiyeli olan insanoğlu için ihtiyaçlarını fark etme ve karşılama yollarını öğrenme sürecinin çocukluk yaşantılarıyla yakından ilgisi olduğu bilinmektedir. Öyle ki, doğduğu andan itibaren kendisine bakım veren kişilere bağımlı olan bir bebeğin ihtiyaçlarının bakım veren kişiler tarafından kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde karşılanması onun bütünlük hissini kazanarak gelişmesinde önemli bir rol oynamakta ve bu hissi yaşayarak büyüyen bir çocuk yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını uygun yollarla karşılamayı öğrenmektedir. Öte yandan ihtiyaçları reddedilen, aşağılanan ve ihtiyaçlarından dolayı utandırılan çocuklar ise ihtiyaçlarını karşılamakla ilgili yeni davranışlar geliştirmeyle ilgili zorlanmanın yanı sıra bu olumsuz duyguları yaşamamak adına ihtiyaçlarından bile vazgeçebilmektedirler. Geştalt terapi yaklaşımında ihtiyacın belirmesiyle ortaya çıkan geştaltın yaşanan yoğun olumsuz duygular nedeniyle doyuma ulaşmadan uygun olmayan bir şekilde kapatılmasına geştaltın sabitleşmesi denmektedir (Daş 2009: 95). Geştaltın çocukluk yıllarında sabitleşmesi ise, çocukların duygusal ve zihinsel açıdan yeterince olgunlaşamamış olmalarıyla ilişkilidir. Bu bilgiler ışığında bu çalışmada sabitleşmiş geştaltların ne anlama geldiği ve Geştalt terapi yaklaşımında nasıl ele alındığı üzerinde durulacaktır.

17:00 – 18:00 | 4. Oturum – Rüyalar

Panel Başkanı: Uzman Psikolog Pınar Haksal Atabay

Rüyalar… Uyumak Mıdır? Uyanmak Mı?: Dr. Feza Balkaya

Herkes rüya görür. Bazılarımız hatırlamasa bile günde 4-5 rüya görürüz.  Bu rüyaları hatırladığımız sürece ihtiyaçlarımızın farkına varma ve varoluş mesajlarımızı öğrenme imkanına sahip oluruz. Eğer rüyalarımızı hatırlamıyorsak, ihtiyaçlarımızla ve varoluş mesajlarımızla yüzleşmek istemiyor, varoluşumuzda neyin eksik ya da yanlış olduğunu görmekten kaçınıyoruz demektir.

Geştalt Psikoterapi yaklaşımında rüyalara varoluşsal, bütünsel ve fenomenolojik özellikleri nedeniyle çok önem verilir. Zengin terapötik teknikleri sayesinde de hem bireysel ve hem de grup çalışmalarında çok yoğun bir şekilde kullanılır.

Rüyalar çok çeşitlidir: Günlük olaylarla ilgili rüyalar, problemleri çözen rüyalar, unutmuş olduğumuz birşeye dikkatimizi çeken rüyalar, duygularımızı ifade eden ya da belirginleştiren rüyalar, geleceği yordayan ya da geleceğe hazırlayan rüyalar, yaşamımızın anlamı konusunda rehberlik eden rüyalar, belli bir grup, toplum ya da sosyal sınıfa ait rüyalar vb.

Freud rüyaların “bilinçaltına açılan bir pencere” olduğunu söylemiştir. Geştalt Psikoterapi yaklaşımının kurucusu olan Perls ise rüyaların “bütünleşmeye açılan bir pencere” olduğunu söyler. Bu nedenle bütün olmaya ve bu sayede büyümenin ve gelişmenin sağlanacağına inanan Geştalt yaklaşımında rüyalar son derece önemlidir.

Varoluşçu ve fenomenolojik bir temele dayanan Geştalt yaklaşımına göre rüyanın anlamı kişiye özeldir. Rüyada görülen birşeyin anlamını ancak o rüyayı gören bilebilir ve çözümünü de ancak o kişi yapabilir. Rüyayı o rüyayı gören dışında kimse yorumlayamaz, çünkü rüyada görülen birşeyin anlamı bir kişi farklı bir başka kişi için farklı olabilir. Bu açıdan Geştalt yaklaşımı özellikle psikoanalitik yaklaşımdan oldukça farklıdır.

Perls’e göre rüyalar kişinin varlığının en spontan ifadesidir ve kişinin varlığı ile ilgili problemler  en net olarak rüyalarda ortaya çıkar. Rüyalar benliğin  hem kabul edilen  hem de reddedilen kısımlarını kapsamaktadır. Dolayısıyla da rüyalar kişiye  kişiliğindeki henüz farketmediği ve kabul etmediği yönleri araştırma ve bütünleştirme imkanı verir. Kişilikteki farklı yönler bütünleştirilemez ise bu yönler kaotik bir biçimde ve kontrolümüz dışında var olmaya devam ederler. Özellikle de en uygunsuz ve zararlı biçimlerde ve zamanlarda ortaya çıkarak bizi zor durumlarda bırakırlar.

18:15 – 19.45 | Atölye Çalışmaları

2. Gün – 15 Mayıs Pazar

10:00 – 11:30 | 1. Oturum

Panel Başkanı: Uzman Psikolog Jale Demir Davarcı

Geştalt’in Nörobiyolojik Temeli: Uzman Psikolog Amber Dalmaz Urfalı

Bu çalışmada, geştalt yaklaşımına göre kendilik gelişimi nörobiyolojik temelde değerlendirilmektedir. Geştalt yaklaşımı içerisindeki kendilik gelişiminin, nörobiyolojik kendilik gelişimi çalışmalarınca nasıl desteklendiğine değinilmekte ve aralarındaki paralelliğe dikkat çekilmektedir.  Konu hakkındaki bilimsel çalışma sonuçları, geştalt yaklaşımı temelinde ele alınmaktadır.

Nasıl Öğren(m)iyoruz?: Öğrenme ve Geştalt Terapi Yaklaşımı: Dr. Çiğdem Kudiaki

Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği, insanlık tarihi boyunca pek çok düşünürün odak noktası olmuştur.  Öğrenmeye ilişkin öncü kuramlar, bu eylemin dışsal ya da içsel süreçlerle gerçekleştiği yönünde çeşitli varsayımlar ileri sürseler de, günümüzdeki çağdaş kuramlar, öğrenmenin her iki boyutu da içine alan bir yaşantı olduğu konusunda uzlaşmaktadır. Geştalt terapi yaklaşımı öğrenmeyi, hayatta kalma ve büyümenin temelinde ele almakta; kişinin büyüme ve gelişmesinin bu sayede gerçekleştiğini varsaymaktadır. Bu yaklaşıma göre öğrenme, bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkan bir özümseme süreci olup, ihtiyaç duyulan bilgilerin, kişiye uygun hale getirilerek kazanılması anlamına gelir. Bu süreç aynı zamanda çevreyle temas yoluyla, kişinin yaşam alanı içerisinde gerçekleşen bir yaşantıdır. O nedenle öğrenme önünde oluşan tüm engeller, kişinin içinde bulunduğu durum ve çevrenin sunduğu koşullarla doğrudan bağlantılıdır. Öğrenmenin en önemli bileşenlerinden biri olan dikkat ve farkındalık, aynı zamanda kişinin fenomenolojisine ya da ihtiyaçlarına yönelik bilgi sunmaktadır. Geştalt terapi uygulamaları, kişinin fenomenolojisinde yer alan ihtiyaçların fark edilmesi ve karşılanması yoluyla, kişinin büyüyüp gelişebilmesine olanak sağlayan yeni öğrenme yaşantılarına yönelmesini amaçlamaktadır.

Geştalt Psikolojisi, Geştalt Terapi Kuramını Nasıl Etkilemiştir?: Uzman Psikolog Pınar Şakiroğlu

Fritz Perls, 1940’lı yıllarda Paul Goodman ve Laura Perls ile birlikte geliştirmeye başladığı Geştalt terapi yaklaşımını; yaşamı boyunca karşılaştığı ve etkilendiği pek çok yaklaşım ve bakış açısını yeniden organize edip, bütünleştirerek oluşturmuştur. Bu yaklaşım ve bakış açıları arasında yer alan ve Wertheimer, Koffka ve Köhler tarafından geliştirilen Geştalt psikolojisinin; Geştalt terapi yaklaşımına olan etkisi ile ilgili psikoloji literatüründe zıt görüşler yer almaktadır. Kimilerine göre Geştalt terapi yaklaşımı ile Geştalt psikolojisi arasında isim benzerliği dışında hiçbir ortak nokta bulunmazken; kimilerine göre ise Geştalt terapisinin kurucusu Perls, Geştalt psikolojisini tarihin tozlu sayfalarında kalmasını engelleyerek, canlı tutmuş ve günümüze kadar getirmiştir. Literatürdeki her iki görüş yakından incelendiğinde Geştalt terapi kuramının Geştalt psikolojisi ile bağının sadece isim benzerliğine dayalı olmadığı aksine bu bağın oldukça kuvvetli olduğu görülmektedir. Birçok kaynakta Perls’ün oluşturduğu kurama katkı sağlayan Geştalt psikolojisine ait kavramlar; “Tamamlanmamış işler”, “Şekil-fon ilişkisi” ve “Alan kuramı” olarak sıralanmaktadır. Bu konuşmada bahsedilen üç kavramın ve Geştalt terapi kuramına ait pek çok başka kavramın kökeninde Geştalt psikolojisinin etkileri ne yer verilecektir.

11:45- 13:15 | 2. Oturum – Diğer ekoller ve Geştalt Psikolojisinin insana ve terapiye bakış açısı

Panel Başkanı: Doç. Dr. Çiğdem Kudiaki

13:15 – 14:45 | Yemek Molası

15:10 – 16:00 | 3. Oturum – İnsanın Bütünleşmesi: Geştalt Yaklaşımı’nda “Kutuplar” ve “Direnç” Kavramları

Panel Başkanı: Psikolog Nur Yaşar

Geştalt Yaklaşımına Göre “Kutuplar” Kavramı: Uzman Psikolog Gökhan Çınar

Arkaik tipler kolektif bilinçdışının yapısal bileşenleridir ve duygusal öğeler taşırlar. Arkaik tiplerin kökeninde tarihteki, mitolojideki, efsanelerdeki, destanlar ve masallardaki karakterler vardır. Tanrı, şeytan, kahraman, melek, cadı, kadın, erkek, kral, zorba bunlara örnek olarak verilebilir. Doğu felsefelerinde ise insanın içinde yin ve yang olarak adlandırılan birbirine zıt iki farklı enerjinin bulunduğuna inanılır. Jung’un ve doğu felsefelerinin görüşlerinden yola çıkan Geştalt Yaklaşımı’na göre insanlar, dünyaya tüm arkaik tiplerin özelliklerine ve yin/yang enerjisine sahip olarak gelirler. Bir özelliğin ortaya çıkabilmesi için, bu özelliğin zıddının da aynı anda ortaya çıkması gerekir. Aynı boyut üzerinde yer alan ve birbirine zıt olan iki kişilik özelliğinin ortasında iki kutbun dengede olduğu nötr bir yer vardır. Kişi sıfır noktası denilen bu yerde kaldığı sürece iki kutba da aynı uzaklıkta olur. Dolayısıyla ihtiyaçlarına ve çevresel koşullara uygun olarak iki kutuptan birine doğru kolaylıkla hareket edebilir.

“Kutuplar” kavramı Geştalt Yaklaşımı’nın alana getirdiği en önemli bakış açılarından ve katkılardan biridir. İyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-yalancı, ukala-mütevazı, tembel-çalışkan gibi kutuplaşmaların, bizi biz yapan tüm özelliklerin ve sahip çıkılan ya da reddedilen tarafların fark edilmesi bireyin büyümesi ve bütünleşmesine katkı sağlar.

Geştalt Yaklaşımına Göre ‘Direnç ‘ Kavramı: Uzman Psikolog Belma Zirekoğlu

Literatüre baktığımız zaman birçok model direnç kavramını kendine özgü bir şekilde açıklamaya çalışmıştır. Birçoğu direnci terapötik süreçte çözülmesi gerektiği görüşünü savunmasına rağmen ortadan kaldırılması gereken bir durum olarak görmüştür. Geştalt yaklaşımı da direnç kavramı üzerine açıklayıcı görüşler getirmiştir. Ancak, Geştalt yaklaşımının direnci açıklama biçimi diğer modellerden farklı ve kendine özgüdür.

Geştalt yaklaşımına göre direnç kişinin dışarıdan gelen baskıya karşı kendi bütünlüğünü sağlayabilmek ve sürdürebilmek için yaratıcı uyum yolu ile geliştirdiği bir kendini koruma ve savunma mekanizmasıdır . Ortadan kaldırmak yerine tam aksine anlaşılması ve farkındalık kazandırılması gereken çok iyi bir terapi malzemesidir. Farkındalığın da ancak şimdi ve burada gerçekleşeceğini belirten Geştalt yaklaşımına göre, değişim direncin ortadan kaldırılması ile değil tam aksine, kişinin olduğu gibi biri olmasına izin vermesi ile gerçekleşir. Bunun için de ‘değişimin değiştirmeye çalışmadan olduğu gibi kabul ederek geleceği’ görüşünü savunan paradoks değişim kuramının ilkelerini benimseyen Geştalt yaklaşımına göre, değişim kendiliğinden gelişen bir süreçtir .

16:15 – 17.30 | 4. Oturum – Geştalt Terapi ve Psikopatoloji

Panel Başkanı: Uzman Psikolojik Danışman Yılmaz Erdal